Mail Listeme Katıl

KARAKÖY SOKAKLARINDA KISA BİR TARİH VE FOTOĞRAF GEZİNTİSİ

fotoğraflar için tıklayınız

İSTANBUL DOĞA VE FUJİ FİLM İŞBİRLİĞİ İLE 28 TEMMUZ 2018 CUMARTESİ GÜNÜ KARAKÖY SOKAKLARINDAFOTOĞRAF EĞİTİMİ VE GEZİSİ YAPTIK

Fuji Film fotoğraf makineniz olmasa bile gel demişti İstanbul Doğa üyelerine ve biz de 30 kişiyle birlikte bu çağrıya uyarak hem eğitim alalım hem eğlenelim hem de Karaköy Sokaklarını gezelim dedik.

Saat 11:00'da Karaköy tramvay durağı önünde buluşarak başladık güne ve hemen kalabalık bir grup olarak yürüyerek 5 dk uzaklıkta bulunan Fuji Film eğitim merkezine gittik. 

Burası Kemankeş Kara Mustafa Paşa Mahallesindeki Kemankeş Caddesinde bulunuyor. tabi bu kadar kemankeş adını duyunca kim bu Kemankeş diye merak ediyor insan, ancak Osmanlıda yakın tarihlerde birden fazla kemankeş sadrazam yaşamış ve arka arkaya öldürülmüşler neredeyse.

Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisini izleyen varsa (ki pek sanmıyorum) orada Kemankeş  Kara Ali Paşanın yaşadığı dönem anlatılıyor yani 4. Murat döneminde yaklaşık 7 ay kadar (çok kısa değil mi) sadrazamlık yapmış birisiymiş ancak Kemankeş Kara Mustafa Paşa 1644'e kadar 5 yıl sadrazamlık yapmış.

Yaklaşık saat 13:30'a kadar burada görseller eşliğinde eğitim, fotoğraf makinesinin kullanımı anlatımı yapıldıktan sokağa adım attık. İlk durağımız inşaatlar içinde yürüdükten sonra Fransız Geçidi'ne vardık. Burası neden Fransız Geçidi bilinmiyor, zira mimarının adı da yazılı değil. Oldukça sade iki bina arasındaki geçidin kapıları gösterişlidir ve bu yönüyle dikkat çekmektedir, binanın yapım tarihi 1860 yılı olup, 1988 yılında korunması gerekli tarihi eser kategorisine alınmıştır. 

Geçide girdiğimizde yerde yatan köpek herkesin dikkatini çekti hemen ve bol bol fotoğrafladık, mutlaka iyi fotoğrafları vardır ancak arkadaşlarımın çektiklerinden biri bizi de kadraja sığdıran kare olarak yanda/aşağıda.

Buradaki kafelerin masaüstlerinde duran çiçeklerden ve objelerden birkaç macro çekim veya alan derinliği denemesi yaptıktan sonra Kılıç Ali Paşa Cami, Medresesi ve Hamamına yürüdük. 

Kılıç Ali Paşa bir İtalyan olmasına rağmen, uzun süren esaretten sonra Müslümanlığı seçmiş, denizci olmuş, Tunus'u alan, Libya'nın bir kısmı ile Kıbrıs'ın bir kısmını alan, İnebahtı Bozgununda bile başarılar gösteren bir paşa olarak  Kaptan-ı Deryalığa kadar yani donanma komutanlığına yükselmiştir.

Cami ise Paşa tarafından  Mimar Sinan'a yaptırılmıştır, 1580-1587 yılları arasında yapılan cami-medrese-hamam inşaatının bittiğini hem Mimar Sinan hem de Kılıç Ali Paşa'nın görmediği belirtilmektedir.

Caminin avlusunda dinlenme molası verdik, Çayeli Vakfına tahsisli medresenin kapısını çalsak da içeriye giremedik.

Caminin akan çeşmelerinde enstantane denemeleri yaptıktan sonra yolun hemen karşısında bulunan Tophane-i Amire'ye girme çabalarımız da sonuçsuz kaldı zira hem müze girişi hem de üniversite girişi kapalıydı.

Tophane-i Amire Bizans döneminde kiliselerin yer aldığı Metopon adlı bölgede kurulmuştur. Sultan II. Mehmet tarafından fetihten sonra kurulan top döküm merkezi, Osmanlı ordu ve donanmasının kullandığı askeri topların üretildiği yerdir. 1998'den  itibaren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmete açılan bu tarihi askeri binada Tophane-i Amire Beş Kubbe, Tophane-i Amire Tek Kubbe ve Tophane-i Amire Sarnıçlar olmak üzere üç ayrı sergi holü bulunmakta ve bu mekanlarda yurtiçi ve yurtdışı sergiler düzenlenmekte ise de biz içeriye dahi giremedik.

Buradan yine kısa sayılabilecek bir yürüyüş ile Tünel önünden geçerek bankalar Caddesine çıktık ve Kamondo ailesinin yaptırmış olduğu Kamondo Merdivenleri önünde hatıra fotoğrafı çektirdik. tabi merdiveni boş yakalamak bir mucize gibi olsa da bunu da başardık. 

Peki Kamondo ailesi kimdir? Kamondo ailesi İspanya’daki engizisyondan kaçarak ilk önce Venedik’e, ardından İstanbul’a yerleşmiş, sonra Paris’e gitmişlerse de, ailenin son üyeleri 2. dünya savaşında nazi kamplarında yok edilmişlerdir. Kamondo ailesi Kırım Savaşında Osmanlı İmparatorluğuna borç veren yani finanse eden bir ailedir. Aile Osmanlıda mülk edinme hakkı verilen ilk yabancı uyruklu şirketi kurmuştur ve bu şirket bir gayrımenkul imparatorluğuna dönüşmüştür. Aile sürekli saraya borç veren ve imtiyaz elde eden bir aile haline gelmiş ayrıca Osmanlı Bankasına rakip olan bir banka kurmuş ve İstanbul’da ilk belediyenin kuruluşunda öncülük etmiştir. Bu büyük ailenin son ferdi Katolikliği seçerek soykırımdan kurtulmuş ise de aile bu kişi ile yok olmaktan kurtulamamıştır.

Aileden İstanbul'a yadigar kalan ev ve merdivenler ile birçok han bulunmaktadır. Hatta bu evde dönemlerinde  Abidin Dino, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sait Faik, Yaşar Kemal, Orhan Veli, Oktay Rıfat, Melih Cevdet Anday gibi pek çok ünlü isim kiracı olarak yaşamıştır.

Merdivenler ise fotoğrafçıların ve film setlerinin vazgeçilmezi olmaya devam etmektedir.

Burada geçirdiğimiz zaman sonrasında yine tünel sokağından Galata Köprüsüne çıktık, güneşin batmaya yakın olması haliç tarafında çekmiş olduğumuz karelerde pek kaliteli sonuçlar elde edemesek de orta bölümünde ve geçitte çektiğimiz özellikle ters ışık fotoğrafları gayet başarılıydı.

Galata Köprüsü de tarihi Leonardo Da Vinci'ye kadar giden bir isteğe sahip, 1502 yılında Da Vinci'nin çizdiği köprü padişah 2. Beyazıt'ın onayını alamayınca 1836'ya kadar bu proje rafa kaldırılmış, 1836 yılında ilk köprü yapılmış ise de bu köprü 1912 yılında yıkılmıştır. Bugünkü Galata Köprüsü yerindeki ilk köprü ise 1845 yılında açılmıştır. Haliç üzerindeki 3. köprü yapılmış bu köprü de 1912 yılında kullanımdan kaldırılmıştır.

Haliç üzerindeki 4. köprü 1912 yılında açılmış 1992 yılında yanmıştır, bu yangının neden çıktığı bilinmemektedir. Bugün eski fotoğraflarda görünen bu köprüdür.

Şu anda kullanılan köprü ise 1994 yılında açılan köprüdür. 

Köprünün doğu tarafından Topkapı sarayı ve İstanbul Boğazı fotoğraflarını çektik ve Fuji Filme doğru yürüyüşe geçtik. işte yandaki/alttaki mahşerin 5 atlısı gibi yürüdüğümüz bu kare de etkinlik sonundan.

Etkinlik boyunca çekmiş olduğumuz bütün fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

fotoğraflar için tıklayınız

Karaköy'de tarih bu binalardan ve sokaklardan ibaret değil tabi ki ancak ilerleyen tarihlerde yeni gezilerimizle biraz daha anlatmaya çalışacağım...